Hayatta kalmak için nelere ihtiyaç duyarız? Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre kabul edilen evrim ağacına bakarsak önceliğimiz fiziksel ihtiyaçlardır. Yeme içme, uyuma, barınma ve nefes alma gibi temel ihtiyaçlar. Bu ihtiyaçları karşılanan insan ardından güvenliğe, sevgi ve ait olmaya, saygı görme ve gösterme ile en son kendini gerçekleştirme ihtiyacına ulaşıyor. Bu sıralamayı bir üçgen gibi düşünürseniz en üstte yer alan kendini gerçekleştirme diğer tüm ihtiyaçları karşılanmış insanın vardığı son nokta oluyor. Kendini gerçekleştirme düzeyine erişmiş biri, diğer ihtiyaç kademelerindeki insanları çok daha kolay anlamaya başlıyor haliyle. Hangi kademede olursak olalım öğrenme bitmiyor. Hayat devam ettiği sürece öğrenme de devam ediyor. Yani kısaca söylemek gerekirse hayatta kalmak için öğrenmeye ihtiyaç duyarız. Öğrendikçe gelişir, tecrübe ve birikim elde ederiz. Hayatta kalma sürecimizde ihtiyaçlar piramidinin her kademesinden insanla da karşılaşırız haliyle. Kiminden farklı bir şeyler öğrenir, kimine öğretir, kimiyle öğrendiklerimizi pekiştiririz. Kimiyse gereksizce vaktimizi alır, onlara da katlanır ve belki de güler geçeriz.
Doğduğunuz andan itibaren aldığınız her nefes sadece size aittir. Büyürken öğrenilen her bilgi ve size hissettirdikleri de. Olaylara verdiğiniz tepkiler sizin etkileşimleriniz sonucunda sizde yarattığı etkilerle ilintilidir. Ama ne olursa olsun yaşadığımız sürece değer görmek ve ait olmak ihtiyacı duyarız. Her şeye rağmen sizin de bazen bulunduğunuz yere, yaşadığınız hayata, yaptığınız işe ve daha birçok şeye bakıp, oraya ait olmadığınızı hissettiğiniz oldu mu?
Değer görmediğimiz hiçbir yere ait değiliz aslında. Sadece kendimizi mutlu, güçlü, gerekli ve önemli hissettiğimiz yerlere aitiz. Kişiler için de böyle, kendinizi kimseye ait hissetmiyorsanız bu muhtemelen size bunu hissettirebilen birinin olmayışındadır. Birinin sizi seviyor olması ona ait olduğunuz ya da birini sevmeniz sevdiğiniz kişinin size ait olduğu anlamına gelmez, esas olan kişinin kendini o ilişkiye ait hissetmesidir. Çünkü aidiyet, kişinin kendisini diğerine güvenli bir şekilde bırakabilmesidir. Aidiyet hissi değerli hissettirmek ve karşılığında değer görmekle güzelleşiyor.
Hepimize ait olduğumuz, yalnız hissetmediğimiz, hoş anılarla dolu bir hayat diliyorum.