<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BANU BALAT arşivleri - Dalaman Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.dalamangazetesi.com/tag/banu-balat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.dalamangazetesi.com/tag/banu-balat</link>
	<description>Dalaman&#039;nın Günlük Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 May 2024 09:12:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>ZAMAN</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/zaman.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/zaman.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 09:12:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[BANU BALAT]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=138296</guid>

					<description><![CDATA[<p>ZAMAN Hayattaki tek gerçek şey zaman. Bizler yalanız, o ise gerçek. Ne olursa olsun yaşamaya devam eden tek gerçek. Bizden önce de vardı bizden sonra da olacak olan o. Durdurulamaz, duraklatılamaz, kandırıp bir tek anlığına bile sahip olunamaz. Ehlileştirilemez, asla taviz vermez, ileriye hep ileriye doğru gider, o gider biz baka kalırız ardından. Hayatın efendisi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/zaman.html">ZAMAN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ZAMAN</p>
<p>Hayattaki tek gerçek şey zaman. Bizler yalanız, o ise gerçek. Ne olursa olsun yaşamaya devam eden tek gerçek. Bizden önce de vardı bizden sonra da olacak olan o. Durdurulamaz, duraklatılamaz, kandırıp bir tek anlığına bile sahip olunamaz. Ehlileştirilemez, asla taviz vermez, ileriye hep ileriye doğru gider, o gider biz baka kalırız ardından. Hayatın efendisi odur, kölesi biz. Devam için gerekli olan odur. Hep dinç, dimdik ve hep gençtir, çünkü bizimle beslenir zaman, biz veririz o alır, hatta bizi bizden alır. Biz gideriz, o kalır. O devam eder yoluna, dönüp bakmaz ardına. Orada ne olmuş, neden olmuş, nasıl olmuş diye durup bakmaz, kimler gelmiş kimler geçmiş umursamaz. Onun ritmine uyup, yaşayıp, yakalayabilene ne mutlu. Bir süre eşlik eder, güldürür, eğlendirir, sahipsin sanırsın ama yine ilk önce o yolda bırakır seni. Var sanırsın, bir bakarsın o çoktan gitmiş bile. Koşmak, yakalamak istersin ama bacakların yorgundur, kalbin yorgundur. Koşsan da yakalayamazsın, onun yolunda ölür gidersin de ona bir şey olmaz. Durmaz zaman, devam eder güle oynaya yoluna.<br />
Hem aşktır, hem nefret ettiğindir zaman. Bazen yavaş geçiyor sanırsın, bazen bir an kadar kısa hissettirir sana. Oysa hep aynıdır, hiç bozmaz kendini o. Aynı ritimde devam eder yoluna. Dost sanırsın güvenirsin yolda bırakır, inanırsın satar geçer, gider. Eninde sonunda gider yani, kalmaz sana. Sana kalmadığı gibi kimseye de kalmaz zaten. Hem herkesin, hem hiç kimsenindir çünkü o. Tutulamaz, tutuklanamaz, hapsedilemez, durdurulamaz, engellenemez. Acımasızca hep gidendir o, ardından bakakaldığındır. Zaman durmak bilmez, biz biteriz o bitmez. Biz doğarız o zaten vardır, biz büyürüz o gülümser ve eşlik eder, biz yaş alırız o almaz, o sadece yol alır seninle. Koşturur ardından seni, peşi sıra sürükler. Koşarsın da, bir süre sonra nefes nefese kalırsın, bir yerde durursun, o durmaz devam eder, acımasızdır zaman acımaz bırakır gider. Geçmişi yoktur, geleceği yoktur, şimdisi vardır. O da sana bağlıdır. Sen yaşarsan sana anılar, hatıralar bırakır. Sen yaşamazsan durup yaşamanı beklemez, yine gider, her şeye rağmen gider, hep gider.<br />
Haydi o halde yakaladığın anlardan başlayarak saçlarına tutun zamanın. Var gücünle at kahkahanı. Bırak savursun seni gücü yettiğince, git gidebildiğin yere kadar, gülümse. Gülmesen de eninde sonunda gidecek ya zaman. Bir kez olsun sen de acıma ona. Varken yaşa, farkındayken yap, yakala. O gittiğinde sana kalan sadece hatırların olacaksa eğer, kullan sen de zamanı, vazgeçme. Son nefesine kadar kullan. Sen geçmesen de bir gün O senden vazgeçtiğinde bile elinde kalan, hep güzel anılar olsun.<br />
Varken yaşa…</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/zaman.html">ZAMAN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/zaman.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZOR</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/zor.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/zor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Mar 2024 09:56:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[BANU BALAT]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=134570</guid>

					<description><![CDATA[<p>ZOR Kimileri güler, kimileri ağlar. Kimileri bağırıp çağırır, kimisi sessiz çığlıklar atar. Sessiz çığlıkları kimse duymaz, kahkahaların ardındaki gözyaşlarını kimse bilmez. Yorgunsundur ama adettendir işte, soranlara iyiyim dersin. İyi miyizdir gerçekten? İçimizde fırtınalar koparken yüzümüzde sahte bir gülücük, bir güler yüz maskesinin altında, sıkılan dişlerin ardından çabalayıp dururuz. İçimizi kimse görmez, ruhumuzu kimse duymaz. Anlaşılmak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/zor.html">ZOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ZOR</p>
<p>Kimileri güler, kimileri ağlar. Kimileri bağırıp çağırır, kimisi sessiz çığlıklar atar. Sessiz çığlıkları kimse duymaz, kahkahaların ardındaki gözyaşlarını kimse bilmez. Yorgunsundur ama adettendir işte, soranlara iyiyim dersin. İyi miyizdir gerçekten?</p>
<p>İçimizde fırtınalar koparken yüzümüzde sahte bir gülücük, bir güler yüz maskesinin altında, sıkılan dişlerin ardından çabalayıp dururuz. İçimizi kimse görmez, ruhumuzu kimse duymaz. Anlaşılmak isteriz ama anlatamayız, hissedilmek isteriz ama belli edemeyiz. Sonra sıkışıp kalınan bu duygunun ardından en zayıf hissettiğin yerde gözyaşlarını koy verirsin gider. Zaman geçer, acılarla yoğrulurken hayat böyle zannedersin. Öyledir sanırsın ya da kendini kandırırsın. Hayır, hayat böyle değildir. Tek başımızayız ama etrafımızdakilerle bir aileyiz, bir topluluğuz, bir bütünüz. O halde sorarım neden yüklerin çoğunu biz omuzlanırız? Bazıları hiçbir şey yapmazken neden her şeyi yapmak zorunda olan hep biz oluruz? Bu düzen değişmez sanmayın, değişir elbette ama nasıl değişir biliyor musunuz? Bir zamanlar bir kitapta “sorumluluklarımızdan kurtulmanın en kolay yolu, sorumluluklarım var deyip yerine getirmektir” diye bir söz okumuştum. Eğer herkes üstüne düşeni yaparsa hem hayat çok daha kolay hem de bizim yükümüz daha az olur. Lütfen bir kişinin omuzlarına yüklenen sorumlulukları görün ve paylaşın. Eşseniz eş olun eşit olun, evlatsanız evlat olun yardımcı olun, ana baba iseniz aile olun destek olun ama duyarsız olmayın. İnanın hiç kimseyi annesi bir başkasına hizmet etsin diye bu dünyaya getirmiş olamaz.</p>
<p>Hepinizin aynı şekilde mutlu, huzurlu, kafası rahat, yerine göre sorumlu yerine göre eğlence içinde yaşadığı bir hayatı olmalı çünkü bu hayat bir kez yaşanıyor. Eğer siz mutlu olacaksınız diye başkaları üzülüyor ve her zorluğa rağmen sizi sırtında taşımaya devam ediyorsa, iki kişinin hatta üç kişinin yükü bu kişinin omuzlarına biniyorsa, buna rağmen dişini sıka sıka hepsini taşıyorsa, bu yükü taşıyan kişinin size olan sevgi ve saygısındandır. Aptal değildir, ezik değildir, sinmiş ya da suçlu değildir. Anlayın işte bu size olan sevgisindendir. Peki bunu göre göre, ona yardım etmezseniz bunun anlamı nedir? Bu sizin onu sevmediğiniz ve sadece kullandığınız anlamına gelmez mi? İnanın herkesin bir sabrı ve sınırı var. Bir gün öyle bir an gelir ki yorulan kişi sizi sırtından, hayatından, yaşantısından atıverir ve kala kalırsınız. Belki o zaman anlarsınız ama çok geçtir. Lütfen hayatı paylaşın, insan olun, saygı duyun, destek olun.</p>
<p>Herkese farkındalık diliyorum.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/zor.html">ZOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/zor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki Boşluk</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/icimizdeki-bosluk.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/icimizdeki-bosluk.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2023 12:37:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[BANU BALAT]]></category>
		<category><![CDATA[İçimizdeki Boşluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=122129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen içinizde kocaman bir boşluk hissedersiniz. Öyle bir boşluktur ki bu, içinizi görebilen herkesi ve her şeyi yutabilecek kadar büyüktür. Bu bile korkutur sizi ve kimsenin görmesine veya boşluğunuzu fark etmesine izin vermezsiniz. Bilirsiniz ki sizin bile kontrol edemediğiniz şey, elbette ki başkaları için asla uygun değildir. Bu boşluk mutlaka doldurulmalıdır çünkü yine bilirsiniz ki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/icimizdeki-bosluk.html">İçimizdeki Boşluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen içinizde kocaman bir boşluk hissedersiniz. Öyle bir boşluktur ki bu, içinizi görebilen herkesi ve her şeyi yutabilecek kadar büyüktür. Bu bile korkutur sizi ve kimsenin görmesine veya boşluğunuzu fark etmesine izin vermezsiniz. Bilirsiniz ki sizin bile kontrol edemediğiniz şey, elbette ki başkaları için asla uygun değildir. Bu boşluk mutlaka doldurulmalıdır çünkü yine bilirsiniz ki doldurulmadığı takdirde eninde sonunda sizi tamamen sarıp, sizin bile kaybolmanıza sebep olabilecektir. Kimileri boşluğunu kendi kendine dolduramayacağını düşünerek, başkalarının yardım edebileceğini umar. Maalesef kendi boşluğunuzu genelde kendiniz doldurmak zorunda kalırsınız. Yardım isteseniz bile yardım etmeye çalışanlar birkaç kürek atıp doldurmaya çalışırken, unutmayın ki; siz iş makinesinin kepçesisinizdir.<br />
İçinizdeki boşluğun sebebini de bilirsiniz, nasıl doldurulması gerektiğini de. Sadece bunu yapmayı istemek ve hazır olmak gerekiyordur. İnsanın bir dengesi var ve bu boşluk ne kadar büyürse dengeniz de o kadar bozulmaya başlar. Önce ruhunuz, ardından düşünceleriniz ve en sonunda bedeniniz isyan edip bozulabilir. Ancak; insan boşluğa düşmedikçe, kurtulma arayışına da girmez. Haliyle bu kurtuluş çabası içerisinde kendini daha iyi tanımak, ardından kendini anlamak, bizi biz yapan ruhumuzu sevmek ve böylece de özgür olmak mümkün olacaktır. Özü ve hassasiyeti bozulmuş bir ruhu sevmek, egoyu sevmektir ki; bunun adı kibirdir. Kendi görünüşünden, zekâsından, yeteneklerinden memnun olmayan ve hep başkalarına özenen kişinin kendini keşfetmesi, kendi olarak yaşaması zaten mümkün değildir. Kendisi olarak yaşamayan bir insanın hayatı da melankoliden yani boş hayallerden ibaret bir hayattır. Bu durum boşluğa düşmenin ta kendisidir. İçimizdeki boşluk duygusu kendimizi anlamakla kapanabilir. Kendinize kulak verin, iyice dinleyin, kendinize güvenin ve inanın. İnanmak içinizdeki gücü, içinizdeki güç hayata olan bağınızı, hayata olan bağınız da mutluluğunuzu arttıracaktır. İçinizde boşluğun yerine, sahip olacağınız huzurun ve rengârenk mutlulukların dolması dileklerimle.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/icimizdeki-bosluk.html">İçimizdeki Boşluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/icimizdeki-bosluk.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her şey bizim için olsa da, aslında hiçbir şeye sahip değiliz.</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/her-sey-bizim-icin-olsa-da-aslinda-hicbir-seye-sahip-degiliz.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/her-sey-bizim-icin-olsa-da-aslinda-hicbir-seye-sahip-degiliz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 11:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[aslında hiçbir şeye sahip değiliz.]]></category>
		<category><![CDATA[BANU BALAT]]></category>
		<category><![CDATA[Her şey bizim için olsa da]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=117200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şey bizim için olsa da, aslında hiçbir şeye sahip değiliz. Neyimiz var ki, aslında bize emanet olmayan? Aldığımız nefes bile emanetken, hala düşünmez miyiz? Biz kimiz, neyiz? Öyle büyük bir gücün yanında nasıl da aciziz. Bizim olduğunu sandığımız şeyleri bir kenara bırakın, emanetlerin bile kıymetini bilmiyoruz ki. Güneş bize rağmen doğar, dünya bize rağmen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/her-sey-bizim-icin-olsa-da-aslinda-hicbir-seye-sahip-degiliz.html">Her şey bizim için olsa da, aslında hiçbir şeye sahip değiliz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her şey bizim için olsa da, aslında hiçbir şeye sahip değiliz.<br />
Neyimiz var ki, aslında bize emanet olmayan? Aldığımız nefes bile emanetken, hala düşünmez miyiz? Biz kimiz, neyiz? Öyle büyük bir gücün yanında nasıl da aciziz. Bizim olduğunu sandığımız şeyleri bir kenara bırakın, emanetlerin bile kıymetini bilmiyoruz ki. Güneş bize rağmen doğar, dünya bize rağmen döner, doğa bize rağmen yaşar ve biz bunların sırtından geçinip gideriz. Sonsuz zamandan beri var olanın yanında, fani olan bizler neye, kime kafa tutarız? Yaratan elbette yarattıklarını mükemmel düşlemiş ve öyle yaratmıştır. İnkâra gerek yok, inanca gerek var. İsyana gerek yok, tedbire gerek var.<br />
Bir bütünün parçası yara aldı, elbet bunu saracağız ve emanetlerle yaşam devam edecek. Deprem doğanın bir gerçeği buna engel olamayız elbette ama eminim ki tedbirli olmak, olası risklere karşı önlem almak, güvenilir yapılar yapılmasını sağlamak yaraları en aza indirerek emanet hayatımızı daha uzun kılacaktır.<br />
Kaybedilen canlara Allahtan rahmet diliyor ve bu acıdan sağ kurtulanlara geçmiş olsun diyorum. Hepimiz adına sabırlar diliyorum. Ancak bu acıyı kendi acısı gibi duyumsayıp, canını dişine takarak bir can daha kurtarmak adına, gece gündüz demeden ve inançlarını bir an bile yitirmeden çalışan, çabalayan kurtarma ekibindeki tüm canlar, lütfen siz de bizlere hakkınızı helal edin, keza emin olun hepimizin olduğu kadar yetişemediğiniz canların bile hakkı size helaldir.<br />
Sanırım sözün bittiği yer burası olmalı…<br />
Banu BALAT</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/her-sey-bizim-icin-olsa-da-aslinda-hicbir-seye-sahip-degiliz.html">Her şey bizim için olsa da, aslında hiçbir şeye sahip değiliz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/her-sey-bizim-icin-olsa-da-aslinda-hicbir-seye-sahip-degiliz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
