<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazar arşivleri - Dalaman Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://www.dalamangazetesi.com/category/yazar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.dalamangazetesi.com/category/yazar</link>
	<description>Dalaman&#039;nın Günlük Haber Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Aug 2025 14:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>DALAMAN 3. KİTAP GÜNLERİ BAŞLADI</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/dalaman-3-kitap-gunleri-basladi.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/dalaman-3-kitap-gunleri-basladi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dalaman gazetesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 14:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=148062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dalaman Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ve ilçenin kültürel ve sosyal yaşamına önemli bir katkı sağlayan Dalaman Kitap Günleri başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş’un önderliğinde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Dalaman Kitap Günleri, Cumhuriyet Meydanı’nda yoğun bir katılımla kapılarını edebiyat ve sanatseverlere açtı. Muğla Büyükşehir Belediyesi müzik ekibinin sahne [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/dalaman-3-kitap-gunleri-basladi.html">DALAMAN 3. KİTAP GÜNLERİ BAŞLADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="745" height="407" src="https://www.dalamangazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/kitap-gunleri-745x407.jpg" alt="" class="wp-image-148064"/></figure>



<p><strong>Dalaman Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ve ilçenin kültürel ve sosyal yaşamına önemli bir katkı sağlayan Dalaman Kitap Günleri başladı.</strong></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Dalaman 3  Kitap Günleri Başladı" width="658" height="370" src="https://www.youtube.com/embed/IRqnciMc2S0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş’un önderliğinde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Dalaman Kitap Günleri, Cumhuriyet Meydanı’nda yoğun bir katılımla kapılarını edebiyat ve sanatseverlere açtı. Muğla Büyükşehir Belediyesi müzik ekibinin sahne performansıyla başlayan kitap günleri protokol konuşmalarıyla devam etti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="745" height="420" src="https://www.dalamangazetesi.com/wp-content/uploads/2025/08/IMG_1421-745x420.jpg" alt="" class="wp-image-148063"/></figure>



<p>Programın açılış konuşmasını Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş yaptı. Durmuş; “Dalaman’ı bir kültür ve sanat şehri yapmak hayaliyle, üç yıl önce çıktığımız bu yolda çok emek verdik. Her geçen yıl daha da büyüyen Kitap Günleri, Dalaman’ın kültürle, sanatla, edebiyatla anılmasının en büyük göstergesidir.</p>



<p>Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana tek hedefimiz ‘Mutlu Dalaman’ oldu. Bir yandan ilçemizin ihtiyaç duyduğu yatırım ve hizmetleri hayata geçirirken, bir yandan da Dalaman’ı kültürün, sanatın ve festivallerin şehri yapmak için çalıştık. Göreve gelirken söz verdik: ‘12 ay, 12 etkinlik’ dedik, bugüne kadar tam 23 kültür ve sanat etkinliğini halkımızla buluşturduk. Bu da gösteriyor ki Dalaman; yaşayan, üreten, nefes alan bir şehir haline geldi.</p>



<p>Bugün burada Dalaman Belediyesi olarak düzenlediğimiz 3. Kitap Günlerini başlatmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Okumak, konuşmak, paylaşmak için 22–30 Ağustos tarihleri arasında; ülkemizin birbirinden değerli yazarlarını, şairlerini ve sanatçılarını ağırlayacağız. Hep birlikte edebiyatın ve sanatın tadını çıkaracağız. Bir şehir kitapla, sanatla ve kültürle güzelleşir. Dalaman’ı da bu değerlerle geleceğe taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>



<p>Konuşmaların ardından protokol üyeleriyle stantları gezen Başkan Durmuş, stantta yer alan kitapları inceledi. Program Kitap Günleri’nin onur konuğu olan yazar Ahmet Ümit’in söyleşisiyle devam etti. Söyleşinin ardından sevilen yazar, kitaplarını okurları için imzaladı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da söyleşide vatandaşlarla bir araya gelip, ülke gündemine dair konuşma gerçekleştirdi. Program Haluk Çetin ve Pelin Batu’nun şiir ve müzik dinletisiyle devam etti.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/dalaman-3-kitap-gunleri-basladi.html">DALAMAN 3. KİTAP GÜNLERİ BAŞLADI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/dalaman-3-kitap-gunleri-basladi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANIN DOĞASI</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/insanin-dogasi.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/insanin-dogasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2024 07:59:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANIN DOĞASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=133201</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek bir uçurumun kenarından engin maviliklere baktığınızı hayal edin. Rüzgârın hafifçe saçlarınıza dokunup geçtiğini, güneşin pırıl pırıl parlarken denizi sımsıcak kucakladığını. İçinizi huzurla dolduran, dolu dolu yaşamayı arzulatan bir manzara var karşınızda. Bir süre sonra rüzgârın biraz hızını artırdığını, saçlarınızın uçuşmaya ve içinizin titremeye başladığını düşünün. Öyle ki; sanki birden sizi sarıp sarmalayıp havalara uçuracakmışçasına [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/insanin-dogasi.html">İNSANIN DOĞASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek bir uçurumun kenarından engin maviliklere baktığınızı hayal edin. Rüzgârın hafifçe saçlarınıza dokunup geçtiğini, güneşin pırıl pırıl parlarken denizi sımsıcak kucakladığını. İçinizi huzurla dolduran, dolu dolu yaşamayı arzulatan bir manzara var karşınızda. Bir süre sonra rüzgârın biraz hızını artırdığını, saçlarınızın uçuşmaya ve içinizin titremeye başladığını düşünün. Öyle ki; sanki birden sizi sarıp sarmalayıp havalara uçuracakmışçasına hızlanan bir rüzgâr. Açık gökyüzünün hızla karardığını, ardından rüzgârla el ele verip o sakin denizi de delirttiğini düşünün. Öyle ya doğa bu, bir anda aniden değişebiliyor. İnanılır gibi değil ama canı ne isterse yapabilen sadece doğa galiba. Doğa özgür, cesur, değişken ve her zaman insanlara göre değil sadece kendine göre davranıyor. Yağmur yağmak için bizim uygun olmamızı beklemez, rüzgâr eserken şiddetini bize göre ayarlamaz, deniz dinginliğini biz insanlara göre korumaz, hepsi bir anda değişip bizi hiçe sayabilir.</p>
<p>Doğa bize değil biz doğaya uyum sağlamak zorundayız. Yağmur yağdığında bir şemsiye açıp korunmaya çalışan, şiddetini arttırırsa sığınmak zorunda olan, delirmiş bir denizden uzak duran ve kendine göre doğru bir zamanda olan bir depremden korunamayan yine biziz. Biz onun değişen her halini kabul etmek ve onunla yaşamayı öğrenmek zorundayız yoksa hayatta kalmak mümkün değil. Önlemler almak, kendimizi korumak ve en azından öfkesi geçene kadar beklemek gerekir. Bazen çok acımasız olabilen doğa, bazen de bize cenneti sunan doğa ile aynı değil mi? Biz doğayı değiştiremeyeceğimizi bildiğimizden, hayatta kalabilmek için onu olduğu gibi kabul edip, bazı zamanlardaki öfkesine rağmen onunla yaşamanın yollarını bulmadık mı? Onunla savaşmak yerine onunla yaşamayı öğrendik boyun eğdik ve kabullendik. Böylece kendi kendimize tek taraflı bir kabul ediş başladı. Soyları tüketip insanları yok eden, denizleri yarıp, dağları yerle bir edebilen bir güce karşı insanoğlu ne kadar da acizdir.Oysa doğa gibi eşsiz ve özel bir şey daha var, o da kendinizsiniz. Bizim de kendi doğamız var. Benim olduğu gibi diğer tüm insanların da.<br />
Doğa nasıl kendine özel bir şeyse ve yaşamanın yolu onu olduğu gibi kabul etmekse, insan doğasını da olduğu gibi kabul etmek gerekmez mi? Diğer insanların doğasının bize zarar vermemesi adına, gerçek doğa için yaptığımız gibi davranmak bir çözüm olabilir mi? Hayatınızdaki insanlara bir bakın. Bazen kahkahalar atıyor, bazen kavga ediyoruz. Bazen esip gürlüyor,  bazen sessiz kalıyor, bazen cevap veriyor, bazen de deliriyoruz. Ne olursa olsun öfkesi kabaranlara karşı kendinizi koruyun, tıpkı doğaya yaptığınız gibi sakinleşmesini, öfkesinin geçmesini bekleyin. Sakin zamanların da doyasıya tadını çıkarın. Huzur hep sizinle olsun. Kendi doğanızı sevin ve herkesin de bir doğası olduğunu kabul ederek yaşayın. Olanı olduğu gibi kabul etmek hayatınızı kolaylaştıracaktır buna inanın.Sevgilerimle.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/insanin-dogasi.html">İNSANIN DOĞASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/insanin-dogasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;HAYATIN KOKUSU&#8221;</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/hayatin-kokusu.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/hayatin-kokusu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jan 2024 07:52:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA["HAYATIN KOKUSU"]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=130987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayat yaşandıkça, nefes aldıkça ve hissettikçe anılarla dolarak ilerler ve biz farkında olmadan kokusunu da biriktiririz içimizde. Anıların kokusu olur mu demeyin, olur, vallahi olur!!! Haydi gelin hayatın ve anıların kokusuna dair diyeceklerime bir göz atın. HAYATIN KOKUSU Benim kendimi en rahat hissettiğim, en mutlu olduğum zamanlar “güvende olduğumu” hissettiğim zamanlardır. Güveni nerede buluyorsam orada olmak istiyorum. Kendi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/hayatin-kokusu.html">&#8220;HAYATIN KOKUSU&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat yaşandıkça, nefes aldıkça ve hissettikçe anılarla dolarak ilerler ve biz farkında olmadan kokusunu da biriktiririz içimizde. Anıların kokusu olur mu demeyin, olur, vallahi olur!!! Haydi gelin hayatın ve anıların kokusuna dair diyeceklerime bir göz atın.</p>
<p>HAYATIN KOKUSU</p>
<p>Benim kendimi en rahat hissettiğim, en mutlu olduğum zamanlar “güvende olduğumu” hissettiğim zamanlardır. Güveni nerede buluyorsam orada olmak istiyorum. Kendi kendime olduğumda kesinlikle güvende hissediyorum -ne de olsa en güvendiğim insan yine kendimimdir-.  Ama özellikle evimde, evimin kokusunu içime çekebildiğimde kendimi güvende ve iyi hissettiğimi itiraf etmeliyim.</p>
<p>Nereye gidersem gideyim eve döndüğümde son derece rahatlamış hissediyorum. Gün içinde ne yaparsam yapayım, nereye gitmiş olursam olayım sonunda eve dönmenin keyfi bambaşka. Bazen yoğun iş seyahatleri, bazen gezi amaçlı yolculuklar yapsam da yani amaç ne olursa olsun, geri dönüş yolu bana hep daha kısa gelmiştir. Giderken yolculuk nasıl geçecek, her şey yolunda gidecek mi, verimli bir seyahat olacak mı, kaza bela yaşamadan tamamlanacak mı ve daha pek çok bilinmez bana endişe yüklüyor sanırım. Ama her şey bitip de eve dönüşe geçtiğimde o kadar rahatlamış ve yüklerden kurtulmuş hissediyorum ki. Öyle hissediyorum çünkü döneceğim yer belli.</p>
<p>Hayata renk katan değişik aktiviteler var elbette ama evdeki rutinin bile beni rahatlatması inanılmaz güzel. Kendini ait hissettiğin yer evin, adeta mabedin. Kendi konfor sınırında yaşayabildiğin, kapının ardında istediğini yapabildiğin en özel yer. Hele bir de evde sizi koşulsuzca seven, size sarıldıklarında kokusunu içine çekebildiğiniz canlarınız varsa tadından yenmez.</p>
<p>Her yerin, her evin  ve hatta her şeyin kendine has bir kokusu var bence. O koku, o kadar tanıdık ki yıllarca gitmeseniz bile bir gün içeri girdiğinizde hissedersiniz o kokuyu. Annemin evinin kokusu hala burnumda mesela. Hatta teyzemin ya da dayımın evi, hepsi başka kokar bende. Koku hafızası kesinlikle çok özel bir şey. Bazen anılarınızda geçmişi düşünürken, bulunduğunuz yerin kokusu bile gelir aklınıza, adeta o anı yeniden yaşarsınız. Ya da sizde anısı olan bir kokuyu duyduğunuzda düşüncenizin adeta oraya, o olaya ya da o kişiye ışınlandığı, o anları size hatırlattığı olmaz mı hiç?</p>
<p>Anıların kokusu olur mu demeyin, olur, vallahi olur. Bazen kokuları hafızamıza depolar, unuttuk sanırız. Ama kokular öyle güzel saklanmışlardır ki, anılarınızı bir anda çıkarıp getiriverirler aklınıza, hatta o kadar canlıdır ki “sanki ben bu anı daha önce yaşamıştım” bile diyebilirsiniz. Haydi, çağırın güzel anılarınızı! Bırakın gelsinler, emin olun tüm anılar kokusuyla beraber saklanmıştır. O yüzden her anınızı, kokusunu içinize çeke çeke yaşayıp, biriktirin.</p>
<p>Bir an gelir denizin kokusu, bir çiçeğin kokusu, bir parfüm kokusu, pastaneden yayılan çöreklerin kokusu, kahve kokusu ve daha binlercesi size güzel anılar sunabilir. Hayatın kokusunu içinize çekin. İçinize çektiğiniz kokuların size hep güzel anılar getirmesini diliyorum. Hayatınız da, kokusu da güzel olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/hayatin-kokusu.html">&#8220;HAYATIN KOKUSU&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/hayatin-kokusu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞ GELECEK</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/gecmis-gelecek.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/gecmis-gelecek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2023 15:36:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[GEÇMİŞ GELECEK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=120447</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEÇMİŞ GELECEK Mahallede sokaklarda oyunlar oynayarak büyüyen bir nesildik biz. Çelik çomak, seksek, saklambaç, kuka, lastik, yakar top, istop ve daha bilmem kaç farklı oyun bilirdik. Daha küçüklerimiz yere serilmiş bir paspas üzerinde kurulmuş hayali evlerinde evcilik oynardı ve kibrit kutularından tabaklar yapar, minik taşlardan kurabiyeler ikram ederdi birbirlerine. Plastik mutfak seti olanlarımız ise çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/gecmis-gelecek.html">GEÇMİŞ GELECEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>GEÇMİŞ GELECEK</p>
<p>Mahallede sokaklarda oyunlar oynayarak büyüyen bir nesildik biz. Çelik çomak, seksek, saklambaç, kuka, lastik, yakar top, istop ve daha bilmem kaç farklı oyun bilirdik. Daha küçüklerimiz yere serilmiş bir paspas üzerinde kurulmuş hayali evlerinde evcilik oynardı ve kibrit kutularından tabaklar yapar, minik taşlardan kurabiyeler ikram ederdi birbirlerine. Plastik mutfak seti olanlarımız ise çok şanslıydı. Oyuncak bebekler çeşit çeşit giydirilir, birbirine benzeseler bile kimi gelin kimi yeni doğan olurdu. Susayınca annemiz bizi eve alır da bir daha çıkarmaz diye eve gitmeyip, mahallenin çeşmesine ağzımızı dayayıp kana kana su içerdik. Hafta sonları okul bahçesinde top oynamak da ayrı bir zevkti. Büyükşehir trafiğinden uzak, güvenli ve rahat olurdu çünkü. Pastanelerin de en popüler zamanıydı bence, özellikle haftada bir gün alabildiğim Alman pastasının tadı hala damaklarımda. Haberleşme insan gücüne dayanırdı çoğu zaman, mesela “akşam müsaitseniz annemler size oturmaya gelecekler” demek için telefon değil ailenin çocukları kullanılırdı. Bırakın cep telefonunu ev telefonu bile yoktu ki çoğumuzun evinde. Siyah beyaz televizyondan renkli televizyona geçince renkleri görebilmek için kapanışa dek otururduk hafta sonları. Bütün bunlar bizim için yeni şeylerdi ve heyecanımızı diri tutardı. Gazoz içmek lükstü, bisküviler paylaşılır paylaştıkça daha bir tatlı olurdu.</p>
<p>Şimdi ise sanal bir dünyaya hapsolmuş pek çok genç var. İsteseler bile çıkamıyorlar çünkü sanal ortam kesinlikle bağımlılık yapan bir şey. Oyunlar sanalda, yemekler sanalda, çiçekler, tarlalar bile sanalda büyütülüp biçiliyor. Oturdukları yerden yeni dünyalar kuranlar mı ararsınız yoksa hayali canavarları kesip karakterlerini geliştirenler mi? Umarım bir gün gerçek dünyada yaşamak zorunda kaldıklarında mutsuz olmazlar. Tek temennim budur.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/gecmis-gelecek.html">GEÇMİŞ GELECEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/gecmis-gelecek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALMAN PROFESÖR KARADENİZ YÖRESİNİ METEDİYORDU</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/alman-profesor-karadeniz-yoresini-metediyordu.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/alman-profesor-karadeniz-yoresini-metediyordu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 10:37:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[ALMAN PROFESÖR KARADENİZ YÖRESİNİ METEDİYORDU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=117042</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Almanya’da Frankfurt şehrinde “Senkenberg” Müzesi ve Enstitüsü vardır. Bu Enstitü’de çalışan Prof. Dr. LELEK ile tanışmıştık. Burada misafir öğretim üyesi olarak 1 ay kalmış ve faaliyetlerini izlemiştim. Prof. Lelek Yugoslav kökenlidir ama Alman vatandaşı olmuştu. Senkenberg Müzesi halka açık , içinde eski çağlarda yaşamış hayvanların fosillerini ve iskeletlerinin bulunduğu bir özelliğe sahip. İstenildiği zaman [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/alman-profesor-karadeniz-yoresini-metediyordu.html">ALMAN PROFESÖR KARADENİZ YÖRESİNİ METEDİYORDU</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Almanya’da Frankfurt şehrinde “Senkenberg” Müzesi ve Enstitüsü vardır. Bu Enstitü’de çalışan Prof. Dr. LELEK ile tanışmıştık. Burada misafir öğretim üyesi olarak 1 ay kalmış ve faaliyetlerini izlemiştim. Prof. Lelek Yugoslav kökenlidir ama Alman vatandaşı olmuştu. Senkenberg Müzesi halka açık , içinde eski çağlarda yaşamış hayvanların fosillerini ve iskeletlerinin bulunduğu bir özelliğe sahip. İstenildiği zaman burayı gezip, izahat alabilirsiniz. Frankfurt halkı hafta sonlarında müzeyi ziyaret eder.<br />
Prof. Lelek’le sıkça Ren nehrine gider nehrin hidrobiyolojik yapısını tartışırdık. Ren büyük bir nehir olup İsviçre içlerinden geçer, Almanya’da Frankfurt’a varır. Nehirde tekneler dolaşır, etrafında her çeşit hizmet veren kafeler, restoranlar mevcuttur. Nehre akışı olan küçük derelerde alabalıklar yaşar, bunların incelenmesini Enstitü üstlenmişti. Nehirde birkaç noktada balıkçı kooperatifi mevcuttu. Zaman zaman Prof. Lelek’le balıkçı kooperatiflerini görmeye giderdik. Ren nehrinde bulunan balıklar tamamen yörenin yerli balık türleridir. Çok kaliteli değildirler. Burada kiralama yapan kişilerin balık havuzları mevcut, avladıkları balıkları canlı şekilde işletmelerine taşır , havuzlara bırakırlar, canlı olarak satarlar. Ölmüş olanları domuzlara yem yaparlardı. Avcılık tamamen kontrollü idi. Henüz yumurta bırakmamış küçük balıklar avlanmazdı. Bir defasında balık avlayan Alman aileye rastladık. Aile kiracı idi, kendi balık havuzları olan bir çiftliğin sahibi idiler. Nehir, yaklaşık 1.5 metre derinlikte, boy çizmelerini giymiş Alman kadın suyun içinde, kocası teknede, kadının topladığı balık dolu ağları tekneye alıyor, adam ağlardan balıkları çıkarıp canlı olarak su dolu varillere bırakıyordu. İşleri bitince canlı balıklar çiftliye götürülüyor ve buradan satılıyordu. Arasıra bir kişi yardım için alıyoruz dediler.<br />
Bu anımı niçin yazıyorum: Alman ailenin para kazanmak için hanım erkek demeden nasıl bir çaba içine girdiklerini anlatmak içindi.<br />
PROF. LELEK KARADENİZ YÖRESİNDE BİR PROJE YÜRÜTMÜŞTÜ, BUNU BANA VERDİ VE YÖREYİ ÇOK METETTİ<br />
Avrupa Birliğinin desteği ile 1986 yılında Karadeniz ‘de yürütülen projenin sonuçlarını içeren raporu Prof. Lelek bana verdi. Ben, o zamana kadar Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan balık türleri ve dereler üzerinde fazla bilgi sahibi değildim. Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nde bulunduğum 1970’li yıllarda birkaç defa teftiş amacı ile gelmiştim. Yöreyi detaylı bilmiyordum. Yürütülen projeyi inceledim ve baktım ki çok detaylı bir inceleme yapmış Almanlar. Rize’den sonra Çamlıhemşin’i ve buradaki akarsuları , Fırtına deresini, doğanın güzelliğini ve burada yaşayan dere alabalıklarını anlata anlata bitiremiyordu. Akarsuların debilerini, hidrobiyolojik özelliklerini ölçmüş ve değerlendirmişler. Ayrıca , yörenin doğa güzelliklerini met ederek , böylesine bir potansiyele dünyanın çok az yerinde rastlanacağına işaret etmişler.<br />
Bu raporu okuduktan sonra Doğu Karadeniz’i iyice tanımak istedim. Birkaç defa bu yöreye geziler yaptım. Gerçekten övülmeye değer doğa güzelliklerini burada bir arada görebilirsiniz. Bir defasında 90 kadar şelale saydık ve bu suların varlığı buraya çok özel bir katkı sağlıyordu. Prof. Lelek’ de aslında bu güzelliklerden bahsediyordu.<br />
NE YAZIK Kİ BU GÜZELLİKLERİ BOZUYOR TURİZME KAZANDIRAMIYORUZ<br />
Bir tur gezisinde Orta Avrupa’da Çekoslovakya’da dolaşırken Prag’da “KARLO- VORİ” denilen küçük bir köye gittik. Burada termal sular var, etraf ormanlık bir yerdi. İnanın Doğu Karadeniz yaylalarının yanında hiç kalırdı. Burayı yılda 10 milyondan fazla turist ziyaret edermiş.<br />
Kısaca şunu söylemek isterim: Ülkemizin değerini bilmiyor, doğal güzelliklerini yok etmeye çalışırken, turizme elverişli durumdan uzaklaştırıyoruz. Yok altın çıkaracağız , taş çıkaracağız diye bu güzellikleri yok etmeye devam ediyoruz. Yörenin insanları karşı koysa da değişen bir şey olmuyor. Son yıllarda yanlış ve hatalı yapılaşmalar ile küçük derelerin üzerine hidroelektrik santralleri yapımına başlandı . Yöre halkı buna direniyor. Bu ilginç doğa parçasının bozulmasına izin vermemeliyiz. Almanların yaptığı Karadeniz’i tanıtma projesini , tüm Avrupa izliyor. Dünyanın çok az yerinde böylesine bir manzara bulunur. Bunu Alman profesör itiraf ediyor.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/alman-profesor-karadeniz-yoresini-metediyordu.html">ALMAN PROFESÖR KARADENİZ YÖRESİNİ METEDİYORDU</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/alman-profesor-karadeniz-yoresini-metediyordu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AHLAKİ VE İNSANİ DEĞERLER ÇOK DEĞİŞTİ</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/ahlaki-ve-insani-degerler-cok-degisti.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/ahlaki-ve-insani-degerler-cok-degisti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 06:29:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAKİ VE İNSANİ DEĞERLER ÇOK DEĞİŞTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Niyazi Özdemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=116487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda büyük küçük kavramı vardı, gerek aile içinde gerekse sosyal ortamda insani ilişkiler sağlamdı. Komşuluk, arkadaşlık, vefa borcu bu kadar bozulmamıştı. Lisedeyim , Kars’ın tanınmış doktorlarından adını bile unutmadığım Himmet Kazak isminde Kars’ın yerlisi doktor öldü. Çok sevilen , herkese yardımcı olan doktorun cenazesine liseden bir grup öğrenci ile ben de [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/ahlaki-ve-insani-degerler-cok-degisti.html">AHLAKİ VE İNSANİ DEĞERLER ÇOK DEĞİŞTİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda büyük küçük kavramı vardı, gerek aile içinde gerekse sosyal ortamda insani ilişkiler sağlamdı. Komşuluk, arkadaşlık, vefa borcu bu kadar bozulmamıştı. Lisedeyim , Kars’ın tanınmış doktorlarından adını bile unutmadığım Himmet Kazak isminde Kars’ın yerlisi doktor öldü. Çok sevilen , herkese yardımcı olan doktorun cenazesine liseden bir grup öğrenci ile ben de katılmıştım. Mevsim kıştı, yerde 1 metreden fazla kar vardı. Doktorun ölüm sebebi, o zamanlar fazla bilinmeyen kanser olsa gerek. Doktor, Kars’ın askeri paşasının kızı ile evliydi ve 5-6 yaşlarında çocukları vardı. Uzman doktorlar, Kars’lı doktora 6 ay ömür biçmişlerdi. Konuyu uzatmayalım, doktor ölmeden önce eşi olan paşanın kızı çocuğu alarak evi terketmiş, babasının yeni görev yaptığı yere gitmişti. Öldüğü zaman yanında değildi. Defin esnasında din hocası şunları söylemişti: “Bir paşa kızı da olsa helal süt emmemiş, insani değerlerden yoksun, merhametsiz , vefasız, görgüsüz bir kadın , kocasının ölümünü beklememiş , ölüm döşeğinde bırakıp kaçmış. Mezarlıkta olan kimseler ve biz bir grup çocuk olaya hayret etmiş, çok üzülmüştük. O zamanlar bu tip davranışlara toplum alışık değildi, insanlar , hele de karı koca arasındaki bağlar kopmamıştı, saygı ,sevgi ve güven vardı.<br />
GÜNÜMÜZE BAKALIM<br />
Sosyal medyada her gün izliyoruz. Nikahsız yaşayanlar, evli olduğu halde başkalarına kaçanlar, evini terkedenler, çoluk çocuğunu ortada bırakanlar, kötü yollara düşenler, çıkmaz sokaklara girenler o denli çoğaldı ki şaşırmamak mümkün değil. Toplumda önemli bir ahlak erozyonu olduğu kesin. Bu gibi olayların sonucunda öldürmeler, yaralamalar, uyuşturucu kullanımı haliyle artıyor. Ahlaki, insani ve dini değerlerimizi de kaybettik. Nereye gidiyoruz, bunları sorgulayan kimse yok. Gün geçtikçe de artmaya devam ediyor, üzerinde duran yok, ne oluyor, bu gidişin sonu nereye varacak?<br />
ÖRNEK DİN HOCALARI VARDI<br />
İkinci Dünya harbi sona ermiş, yokluklar, kıtlıklar devam ediyordu. Birçok madde karneye bağlanmış istediğiniz kadar alamıyorsunuz. Ben ilk okula gidiyorum. Hükümet köylere ve mahallelere yardıma koşuyor, ancak her yere yetişemiyor. Köylülerin maddi durumları yetersiz. Kars’ın köylerinden merkeze bağlı bir köyde tanıdığımız bir hoca vardı. Hocanın maddi durumu köylüye göre biraz daha iyice, ambarında birkaç çuval buğdayı mevcut. Kendi aile efradına zor yetişiyor. Fakat köylü aç, hükümet epeyden beri yardım etmiyor. Hoca durumu görüyor, ambarındaki buğdayı köylüsüne dağıtmaya karar veriyor. Aile efradı karşı çıksa da hoca kararlıdır, herkese eşit oranda dağıtım yapıyor. Birkaç gün sonra hükümet köylüğe yiyecek dağıtmaya gelince, köylüler sıraya girerek verileni alıyor. Bu defa hoca ve aile efradı sıranın en sonunda bekliyor. Eyer kalırsa biz de alalım.<br />
Şimdi size soruyorum. Günümüzde bu örnek hoca gibi kaç kişi mevcuttur. Mutlaka vardır, ancak sayıları çok çok azdır.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/ahlaki-ve-insani-degerler-cok-degisti.html">AHLAKİ VE İNSANİ DEĞERLER ÇOK DEĞİŞTİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/ahlaki-ve-insani-degerler-cok-degisti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dengesini kaybederek düşen elektrik ustası yaralandı</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/dengesini-kaybederek-dusen-elektrik-ustasi-yaralandi.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/dengesini-kaybederek-dusen-elektrik-ustasi-yaralandi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 19:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Duyarsız Vatandaş Kirletiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Foto Galeri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi İlan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=115554</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla’nın Marmaris ilçesinde kablo tamir etmek için çatıya çıkmak istediği sırada merdivenden düşen elektrik ustası yaralandı. Olay, Armutalan Mahallesi’nde akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kablo tamiri yapmak isteyen T.P ...</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/dengesini-kaybederek-dusen-elektrik-ustasi-yaralandi.html">Dengesini kaybederek düşen elektrik ustası yaralandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muğla’nın Marmaris ilçesinde kablo tamir etmek için çatıya çıkmak istediği sırada merdivenden düşen elektrik ustası yaralandı.</p>
<p>Olay, Armutalan Mahallesi’nde akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kablo tamiri yapmak isteyen T.P. isimli elektik ustası çatıya çıkmak için kullandığı merdivenden dengesini kaybederek düştü. Olayı görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri yaralı ustayı düştüğü yerden çıkartarak sağlık ekiplerine teslim etti. Sağlık ekipleri tarafından da ilk müdahalesi yapılan T.P. ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.</p>
<p>Olayla ilgili soruşturma sürüyor.<br /></p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/dengesini-kaybederek-dusen-elektrik-ustasi-yaralandi.html">Dengesini kaybederek düşen elektrik ustası yaralandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/dengesini-kaybederek-dusen-elektrik-ustasi-yaralandi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;KIBRIS SEYAHATI VE İZLENİMLERİM&#8221;</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/kibris-seyahati-ve-izlenimlerim.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/kibris-seyahati-ve-izlenimlerim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 08:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=115388</guid>

					<description><![CDATA[<p>ORTACA’DA DAYDALA turizmin tertiplediği turla Kıbrıs’a 3 günlük seyahatim oldu. Kıbrıs’ta bulunan kızımı bu vesile ile görme fırsatım oldu. He yıl giderim. Orada bulunduğumuz 3 gün boyunca devamlı yağmur yağdı Biz gitmeden önce uzun süreden beri yağmur olmadığını, ekinlerin kuruduğunu söylediler. Bizim adaya uğur getirdiğimizi öğrenince memnun olduk. Kaldığımız otel oldukça büyük ,deniz kıyısında tam [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/kibris-seyahati-ve-izlenimlerim.html">&#8220;KIBRIS SEYAHATI VE İZLENİMLERİM&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ORTACA’DA DAYDALA turizmin tertiplediği turla Kıbrıs’a 3 günlük seyahatim oldu. Kıbrıs’ta bulunan kızımı bu vesile ile görme fırsatım oldu. He yıl giderim. Orada bulunduğumuz 3 gün boyunca devamlı yağmur yağdı Biz gitmeden önce uzun süreden beri yağmur olmadığını, ekinlerin kuruduğunu söylediler. Bizim adaya uğur getirdiğimizi öğrenince memnun olduk. Kaldığımız otel oldukça büyük ,deniz kıyısında tam teşekküllü idi. Türkiye’den giden bizim turda 24 kişi vardı. Devamlı yağmur şehir içi gezisine engel oldu. İlk defa gidenler bir çok yeri gezemediler. Ben daha önce her yerini görmüştüm. Girne’de kaldık. Girne büyük bir merkez, adeta Kıbrıs’ın can damarı. Büyük oteller burada , hayat oldukça canlı ve hareketli. Her ülkeden insan mevcut. Güney kesimden Rumlar buraya rahatça girip çıkıyorlar. Otellerin kumarhaneleri oldukça dolu, genelde kumar oynamak için gelen insan sayısı fazla. Üniversitede bulunan oğlumla beraberdik. Kaldığımız otelin kumarhanesini görmek için şöyle bir bakalım dedik. Çok büyük bir mekan, her çeşit kumar makinesi ve hepsi dolu. Genelde kadın müşteriler daha çok rağbet ediyor. Bir tarafta oyun oynamak için dolar veya euro bozduranlar sıraya girmiş, kart alıyorlar. Çok önemli miktarda para döndüğünü anlıyorsunuz. Büyük ortamda korkunç sigara kokusu vardı. Biz alışamadığımız için 15 dakika kadar etrafı gördükten sonra ayrıldık.<br />
Ercan hava alanı yeterli, zaten Türkiye’nin haricinde uçuşlar yok. Her gün Türkiye’den Kıbrıs’a İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’dan uçuşlar mevcut. Pegasus modern uçaklarla ada’ya ve ada’dan Türkiye’ye seferler yapıyor. Bu çok önemli .<br />
Adanın gelir kaynaklarından an önemlisi kumarhaneye dayalı turizm ve ardından üniversiteler. Öğrenci sayısı fazla , dünyanın pek çok yerinden öğrenci mevcut. Türk öğrencilerin sayısı da oldukça fazla. Kıbrıs balı meşhur , ancak dışarı satışı yok. Narenciye oldukça önemli bir potansiyel, satışı yok. Ellerinde kalıyor, ancak iç tüketime verilebildiği kadar gidiyor.<br />
10 yıl kadar önce gittiğimde yollar çok bozuktu, yeterli değildi. Bu defa çevre yolları yapılmış ve ulaşımın rahat olduğunu gördüm. Yolları yapan Türkiye, bunu inkar etmiyorlar.<br />
<strong>SİYASET ORTAMI NASIL</strong><br />
Siyasi ortam maalesef iyi değil, tüm dünya Güney Kıbrıs’ın yanında İki ayrı devlet olma şansı yok, Federasyon olsun diyorlar, Rumlar bu görüşte Türklere eşit hak vermek istemiyorlar. Kıbrıs’ın hükümeti aynen bizde olduğu gibi istikrarsız ve Türkiye’ye bağımlı olmak zorunda. Sonuç ne olacak, henüz karanlık. Oysa potansiyeli yüksek bir ada, turizm bile kalkınma için yeterli. Ancak otellerin haricinde her yer bakir ve işlemiyor.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/kibris-seyahati-ve-izlenimlerim.html">&#8220;KIBRIS SEYAHATI VE İZLENİMLERİM&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/kibris-seyahati-ve-izlenimlerim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÖLGEMİZDE PAMUK  EKİMİ NEDEN TERKEDİLDİ ?</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/bolgemizde-pamuk-ekimi-neden-terkedildi.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/bolgemizde-pamuk-ekimi-neden-terkedildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 07:11:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[BÖLGEMİZDE PAMUK EKİMİ NEDEN TERKEDİLDİ ?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=114789</guid>

					<description><![CDATA[<p>1994 yılında Ortaca’ya gelmiştim. Tarımsal faaliyetlerde daha güvenli ve aktif bir ortam göze çarpıyordu. Köylüler pamuk ekiyor, Tariş denilen kurum pamukları satın alarak parasını peşin ödüyordu. Tariş, Ortaca’da halen mevcut fakat faaliyeti yok. Pamuğun depo edildiği geniş ambarlar, depolar, idari binalar boş duruyor. Çiftçiler sonbaharda buğday ekiyor , mayıs ayında hasat edildikten hemen sonra pamuk [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/bolgemizde-pamuk-ekimi-neden-terkedildi.html">BÖLGEMİZDE PAMUK  EKİMİ NEDEN TERKEDİLDİ ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1994 yılında Ortaca’ya gelmiştim. Tarımsal faaliyetlerde daha güvenli ve aktif bir ortam göze çarpıyordu. Köylüler pamuk ekiyor, Tariş denilen kurum pamukları satın alarak parasını peşin ödüyordu. Tariş, Ortaca’da halen mevcut fakat faaliyeti yok. Pamuğun depo edildiği geniş ambarlar, depolar, idari binalar boş duruyor. Çiftçiler sonbaharda buğday ekiyor , mayıs ayında hasat edildikten hemen sonra pamuk ekiyor , eylül sonları veya ekim başında pamuk toplanıyor ve Tariş’e veriliyordu. Tariş’in bürosu ve depoları Yüksek Okula yakındı. Gelip geçtikçe sonbaharda hasat edilmiş ve traktör römorklarına yüklenmiş pamuk çuvallarını görürdüm. Tariş’ten itibaren onlarca traktör dizili olarak sıra beklerdi. İlçede büyük bir hareket hüküm sürüyor, pamuk üreticileri memnun görünüyordu. 2000’li yıllardı , pamuk ekimi durdu. Sanki bir gizli el adeta yasakladı.<br />
Yüksek okuldaydım ve mesleğim gereği üreticilerle ilgileniyor, onların sıkıntılarını öğreniyordum.<br />
Pamuk ziraatının zor ve masraflı<br />
Pamuk ziraatının zor ve masraflı olduğunu söylüyorlardı. Henüz, pamuğun hasadı için makine yoktu . Hasat işçilerle ve el ile yapılıyor, uzun zaman alıyordu. İşçi bulmanın kolay olmadığını duyuyordum. Dekar başına ortalama verim 300 kg. kadardı. Dalaman Devlet Üretme Çiftliği’nde verim 400 kg ve daha yüksekti. Çiftlik; tarla hazırlığını, gübrelemeyi, toplamayı daha teknik yolla yaparak , yüksek verim alıyordu. Aradaki bu farkın nereden ileri geldiğini öğrenmek isteyen çok az meraklı üretici vardı. Oysa, çiftliğin kuruluş amaçlarından biri, belki de en önemlisi üreticiye örnek olmaktı. Üretici zahmet edip bu farkın sebebini çiftliğe gelerek öğrenmiyordu. Bilinçli üreticiler de mevcuttu.<br />
Geçenlerde Dalaman’da vaktiyle pamuk eken bilinçli bir üretici ile konuşuyorum. Pamuktan ve Tarişten söz açıldı. Bu arkadaş teknolojiye uyarak dekara 550 kg. pamuk aldığını söyledi. Merak ettim sordum. Bölgede en yüksek verimi TİGEM alıyor. Sen hangi gübreyi kullandın? Hormon kullandığını söyledi. Hormonlu pamuğun kütlüsü daha parlak ve kalitesi yüksek olduğundan Tariş iyi fiyat verdi dedi. Çok para kazandım ve bu evimi pamuğun parası ile yaptım. 200 kg. pamuk maliyeti karşılıyor , 300 kg ise bana kar kalıyordu. Verimli bir işti. Dekara 550 kg. verim aldığımı Adana’dan bir ilaç firması duymuş , bana geldiler , hormon kullandığımı söyledim. Bana yeni bir gübre örneği verdiler ve bunu kullanmamı söylediler. Ertesi yıl kullandım iyi sonuç alamadım. Görüyorsunuz deneme yapmadıkça neyin iyi, neyin kötü sonuç vereceğini bilemiyoruz. Akıllı üreticiler hep araştırma peşindedirler.<br />
Pamuğun bölgede neden terk edildiğini sordum. Niçin terk edildiğini kendisinin de anlamadığını söyledi. Her şey Tariş’in kapanışı ile sona erdi dedi.<br />
Tarişi kuran ve uzun yıllar devam ettirenler iyi hizmet etmiş oldular. Keşke bu birlik faaliyetini uzun yıllar devam ettirseydi. Narenciyeden daha fazla kazanç sağlayan pamuk üretimi daha geniş alanda ekilseydi, bugün Dalaman, Ortaca çiftçisinin mali durumu yüksek olacaktı.<br />
PAMUK BİTTİ YERİNE NARENCİYE GİRDİ<br />
Narenciyeden beklenen sonuç oluşmadı. Limon , portakal daha sonra nar dikimi alanları genişledi. Yörede herhangi bir kooperatif veya birlik yoktu. Oysa Tariş mükemmel bir örnek olarak üreticinin emrinde yıllarca çalışmıştı. Tariş’i kuran üreticiler ortada yoktu. Şu olabilirdi : Tarış bu defa yönünü narenciyeye çevirebilir , faaliyetini sürdürürdü. Gerçi, pamuk ziraatının ortadan kalkışı bana göre yanlış bir hareket olmuş, koca müessese faaliyetini durdurmuştu. Bu defa narenciye alımına yönünü çevirir , üreticiler mağdur olmazdı. Bu olmadı, Tariş gibi yılların emeği olan bir müessese atıl kaldı, Geniş bir alana yayılmış bina ve depoları boş ve günden güne eskimektedir.<br />
NARENCİYE BİRLİĞİ KURULAMADI<br />
Narenciyeyi değerlendirmek için bazı teşebbüsler oldu, fakat üreticiler bir araya gelip birlik olamadılar. Yüksek Okuldan emekli olunca Dalyan üreticilerinden Memet Ali Tezcanla birlikte devreye girerek , kuruluşuna yardımcı olmak istedik. Ancak başarılı olamadık. İnsanlar arasında tesanüt, güven bağı olmayınca teşebbüsler gerçekleşmiyor ne yazık ki . Tariş’i kuranlar isteselerdi, narenciye birliğini de devam ettirirlerdi. Devlet, bu konuda çok yardımcı oluyor. Üreticilerin neden bu birliğe ilgi duymadıklarını doğrusu anlamış değilim. 25 yıldır buradayım. Zaman zaman bazı girişimler oluyor duyuyorum , fakat sonuç yok. Yazılarımda sıkça şu gerçeği belirtiyorum : Avrupalılar , birlik ve kooperatifler yardımıyla kalkındılar. Bizler bunu başaramıyoruz. Hasat zamanı geliyor. Üreticiler tüccarın kapısına gelmesini dört gözle bekliyor. Tüccar adeta can kurtarıcı , tüccar olmasa limon , portakal ve nar satılamayacak. Birlik olmadığından herkes ferdi olarak malını satma çaresini arıyor. Bunu fırsat bilen tüccar istediği fiyatı verip, parayı kazanıyor. Dalında kalarak bekletilen mal da oluyor. Bu durum tüccarın istediği bir fırsattır. Oysa pamuk üretiminde Tariş kooperatifi garanti vermiş , malı alıp parasını ödüyordu. Umarım, pamuk ekiliş yeniden yürürlüğe girer, Tariş yeniden canlanır.<br />
Narenciye, üreticinin karnını doyurmuyor<br />
Narenciye, üreticinin karnını doyurmuyor. Masrafı yüksek, fiyat düşük. Oysa kaliteli malın iyi para etmesi gerekir. Büyük şehirlerde manavlar, toptancılar, komisyoncular iyi para kazanıyor. Birkaç el değişimi sonrasında üreticinin eline geçen paranın birkaç mislini, saydığım kişiler kazanıyor. Tüketiciler ise her zaman yüksek fiyatla alıyor ve bundan haklı olarak dert yanıyorlar. Böylesine bir düzensizlik devam edip gidiyor. Oysa pamuk ziraatı devam ederken bu başıboşluk yoktu. Yeniden bölge içinde pamuk ekiminin yavaş yavaş canlandığına şahit oluyoruz. Üstelik pamuğun hasadı için makina da var…Birkaç çiftçi bir araya gelip makine alırsa, bunu sırası ile kullanırlar. Belki Tariş de yeniden faaliyete geçer.<br />
SONUÇ:<br />
İlçe Ziraat Odası, Tarım İlçe Teşkilatı ve arazisi olan üreticiler niçin bu konuyu gündeme getirmezler. Pamuğu ithal etmeye daha ne kadar devam edeceğiz?<br />
Muğla Belediye Başkanı sayın Osman Gürün bu konuya el atsa sanırım bazı değişimler olur.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/bolgemizde-pamuk-ekimi-neden-terkedildi.html">BÖLGEMİZDE PAMUK  EKİMİ NEDEN TERKEDİLDİ ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/bolgemizde-pamuk-ekimi-neden-terkedildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANOĞLU ÖMRÜ BOYUNCA NE YAPARSA YAPSIN KADERİNİN ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜMEK ZORUNDADIR</title>
		<link>https://www.dalamangazetesi.com/insanoglu-omru-boyunca-ne-yaparsa-yapsin-kaderinin-cizdigi-yolda-yurumek-zorundadir.html</link>
					<comments>https://www.dalamangazetesi.com/insanoglu-omru-boyunca-ne-yaparsa-yapsin-kaderinin-cizdigi-yolda-yurumek-zorundadir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Güngör ÇOBAN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2022 09:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANOĞLU ÖMRÜ BOYUNCA NE YAPARSA YAPSIN KADERİNİN ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜMEK ZORUNDADIR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.dalamangazetesi.com/?p=114686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukken, gençken ölüm diye bir gerçek olduğunu hiç düşünmez insanoğlu. Yaşlandıkça düşünceleri yavaş yavaş değişmeye başlar. Hayata veda edenleri gördükçe ölüm denilen gerçeğin olduğunu ve bir gün kendi başına da geleceğini anlar. Gençken zaman içinde evlenir iki kişi olur. Hayatta artık yalnız olmadığını görür. Evlilik insana sorumluluklar yükler. Gün gelir ya kendisi ya da eşi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/insanoglu-omru-boyunca-ne-yaparsa-yapsin-kaderinin-cizdigi-yolda-yurumek-zorundadir.html">İNSANOĞLU ÖMRÜ BOYUNCA NE YAPARSA YAPSIN KADERİNİN ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜMEK ZORUNDADIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukken, gençken ölüm diye bir gerçek olduğunu hiç düşünmez insanoğlu. Yaşlandıkça düşünceleri yavaş yavaş değişmeye başlar. Hayata veda edenleri gördükçe ölüm denilen gerçeğin olduğunu ve bir gün kendi başına da geleceğini anlar. Gençken zaman içinde evlenir iki kişi olur. Hayatta artık yalnız olmadığını görür. Evlilik insana sorumluluklar yükler. Gün gelir ya kendisi ya da eşi hayata veda eder, yine yalnız kalır. Bu esnada çocuklarınız olmuş, herkes geleceğinin peşindedir. Onlar için de hayat mücadelesi başlamıştır. Siz tüm varlığınızla onların yanında olmak zorundasınız. Çocuklarınız zamanla sizi terk edecek, yine karı koca birlikte hayata devam edeceksiniz. Artık yaş gelip geçmektedir. Bazı hastalıklar yavaş yavaş belirmeye, yorgunluk artmaya, aktiviteniz azalmaya başlar. Bu sırada eşlerden biri hayata veda edince moraliniz bozulacak, hayatta yalnız kalmanın getireceği sıkıntılı günler başlayacaktır. Ellili yıllarda iseniz henüz genç sayılırsınız. Bir yandan yolun yarısından çoğu geçilmiş, hayata dair tecrübeler artmış, kader denilen gerçekle yüz yüze kalınmış, geleceğinize ait yeni planlar yapmaya başlamışsınız. Günlerin yalnız geçmeyeceğini görüp yeni bir evlilik hayali kurmaya başlarsınız. Geçmiş tecrübelerden aldığınız dersle daha mutlu ve huzurlu bir hayatı umarsınız. Hiç belli olmaz, iyi tanımadığınız birisi karşınıza çıkmışsa iyi günler yaşarsınız veya size uyum sağlamayan biri ise evlendiğinize pişman olursunuz. Çocuklarınız büyümüş, evlenmiş her biri ayrı bir yerde hayatın zorlukları ile karşı karşıyadır. Onlar mutlu iseler siz de bununla teselli bulur, kaygılarınız azalır. Değilse bir de onları düşünmek durumunda kalır, hayatınız zorlaşır.<br />
Yaşınız geçmektedir, altmışlara dayanmışsınız, ancak rahat değilsiniz, neden rahat olmadığınızın muhasebesini yaparsınız. Şimdiki aklım olsaydı, şunu böyle yapmazdım, şöyle yapardım dersiniz, ancak iş işten geçmiştir. Kaderiniz sizi alın yazınızda yazılmış istikamete götürmektedir. İsteseniz de bu yolu artık bırakamazsınız.<br />
Biz insanların en önemli görevi, hayata kenarından köşesinden de olsa az çok bir katkı yapmak kadar, kendimize iyi bir hayat yaratabilmek olmalıdır. İyi bir hayat nasıl yaşanır? Sorusuna herkes farklı cevaplar verebilir. Herkesin hayattan beklentileri farklıdır. Ancak içinde yaşadığımız hayatın zorlukları bazen bizlere kısıtlı bir hayatta olduğumuzu unutturur. Dertlerin, sorunların arasında kısılıp kalıyoruz. Unutmayalım ki dünyanın derdi hiç bitmez.<br />
Bir hobiye sahip olmak aslında hiçte zor değildir. Bu sizi hayata bağlar, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Ne mutlu hayatı boyunca karı koca olarak şu zor hayatın iyi ve kötü yönlerini birlikte geçirip, yaşamı anlamlı kılanlara. Ancak çağımızda bunun çok zor olduğunu yaşayarak görüyoruz.</p>
<p><a href="https://www.dalamangazetesi.com/insanoglu-omru-boyunca-ne-yaparsa-yapsin-kaderinin-cizdigi-yolda-yurumek-zorundadir.html">İNSANOĞLU ÖMRÜ BOYUNCA NE YAPARSA YAPSIN KADERİNİN ÇİZDİĞİ YOLDA YÜRÜMEK ZORUNDADIR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.dalamangazetesi.com">Dalaman Gazetesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.dalamangazetesi.com/insanoglu-omru-boyunca-ne-yaparsa-yapsin-kaderinin-cizdigi-yolda-yurumek-zorundadir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
